Share |
 0535 677 52 49 (Münür Hoca)   gercekbal@gmail.com   İletişim Formu
 Bal    Polen    Propolis    Karakovan  
Polen hakkında herşey, www.gercekpolen.com



Değerli Ziyaretçilerimiz,
2016 sezonu balımız tamamen tükenmiştir. İlginize teşekkür ederiz. 2017 Eylül dönemi için ön sipariş verebilirsiniz.
 
Ülkemizde çok az kişiye nasip olan, hiç bir şekilde katkı verilmeden üretilen ve standartların çok üzerindeki balımızı tercih etmiş olan tüm müşterilerimize teşekkür ediyoruz.
Saygılarımızla.


15 bin kovandan 500 ton bal

Arıcılık için arazi yapısı itibarıyla (yükselti değişkenliği 850- bin 900 m) uygun bir yapıda bulunan Koyulhisar, zengin ve sürekli bir floraya sahip. İlçede bulunan yaklaşık 15 bin kovandan yıllık ortalama 500 ton bal elde edilirken, balın tamamının satılması durumunda Koyulhisar ekonomisine katkısının yaklaşık 3 milyon YTL’lik olacağı belirtliyor.

 

Arıcılığın Genel Durumu

Tokat Tarım İl Müdürlüğü’nde görevli Veteriner Hekim Muhsin Alkan arıcılıcılık sektörünü gazetemize değerlendirdi. Veteriner Hekim Alkan’ın verdiği bilgilere göre, Türkiye, dünyadaki arı varlığında yüzde 5, bal üretiminde yüzde 3, dış satımda ise yüzde 1 büyüklükte. Yine Türkiye, sahip olduğu 4 milyon dolayındaki kovan varlığı ve 63 bin ton dolayındaki bal üretimi ile dünyada 3. ve 4. sıralarda yer alarak hem kovan varlığı hem de bal üretimi bakımından dünyanın en önemli ülkeleri arasında yer alıyor. Ancak bu önemli gelişmeye karşın, ülkemizde kovan başına ortalama bal üretimi 16 kg dolayında olurken, 20 kg olan dünya ortalamasının altında yer almakta. Bununla birlikte, Türkiye’nin dünya bal ticaretinde yüzde 1.87′lik bir payla 10. sırada yer alışı sahip olunan kovan varlığı ve bal üretimiyle uyum sağlamamakta.
Bugün dünyada 56 milyon dolayında arı kovanı bulunmakta ve bunlardan 1.2 milyon ton dolayında bal üretilmekter. Üretilen balın 1/4′ü ticarete konu olmakta ve dış satımın yüzde 90′ı 20 dolayındaki bal üreticisi ülkeden yapılmakta. Dünyanın en çok kovan varlığına (65 milyon) sahip ve bal üreten (211 bin ton) ülkesi Çin.

 

 

Koyulhisar’da Arı Sayısı Düştü

Üretim değerlerine baktığımızda, ülkemizde kovan başına bal üretiminin düşük olduğu görülmekte. Sivas genelinde ise kovan sayısı,129 bin 125 adet olurken, 2005 yılı itibarıyla Koyulhisar’da koloni sayısı 15 bin adettir. Sivas Tarım ve Kırsal Kalkınma Stratejisi’ne (2006) göre, bal üretimi Sivas genelinde 2 bin 608 ton olmuştur. Ancak 2001 yılında Zara’nın kovan sayısı 3 bin 200 iken 2005 yılında yaklaşık 7 kat artarak 20 bine çıktı, Koyulhisar’da ise 2001′de 15 bin 800 olan koloni sayısının 5 yılda 800 adet azaldığı görüldü. Koyulhisar’da kovan başına ortalama 20-30 kg bal elde edilirken, kayıtlara göre üretilen yaklaşık 500 tonluk balın tamamının satılması durmunda ise ilçe ekonomisine katkısının yaklaşık 3 milyon YTL’lik olacağı belirtliyor.
Koyulhisar, arıcılık için arazi yapısı itibarıyla (yükselti değişkenliği 850- bin 900 m) uygun bir yapıda. Bu nedenle flora yapısı yükselti değişkenlikleriyle ilintili olarak kışlama, Kelkit Vadisi ve civarında yapılarak, bal mevsiminde ise daha yükseklerde konaklamak suretiyle uygun ortam oluşmakta. Bundan dolayı zengin ve sürekli bir floraya sahiptir.Üreticinin Bilinçli Olması Lazım
Koyulhisar’da tarım kaynaklarının sınırlı olduğu bilinmekte. Bu özellik, dikkate alındığında tarım kaynaklarının çeşitlendirmek zorunluğu ortaya çıkıyor. Bu çeşitlilikten birisi de arıcılık ve bal üretimi. Arıcılığın geliştirilmesi ve süreklilik sağlanabilmesi için bilinçli olmak gerekmekte. İlçede, tarım arazilerinin dar olması ve yetersizliğinden dolayı tarım dışı arazilerden de faydalanması bir zorunluluk. Bu durumda, arıcılık bu iş için biçilmiş bir kaftan. Arıcıkla iştigal eden üreticilerin rekabet edebilmesi için azami ürün ve azami fiyat elde ederken, masrafların ise asgari düzeyde tutması gerekmekte. Organik bal üretimi bu konuda uygun olacağı düşünülmekte. Son yıllarda organik bal üretimini güncel ve pazarlama imkanları geliştirildiği takdirde kayda değer gelir elde edilmesi mümkün. Ancak bu üretimin dezevantajı bal üreticilerinin üretimin her aşamasında bilgili ve bilinçli olması gerekmekte.
Aslında her sektörde üreticilerin bilgili ve bilinçli olmalısı zorunluluğu var. Organik tarımın geleneksel yöntemlerle yapılmasının mümkün olmadığı dikkate alınarak, bu konuda öncelikle bir bölgede deneme üretimi yapılıp, tam anlamıyla üreticilerin bilgilendirilmesi, eksiklerin ve üretim esnasındaki zorlukların tespit edilmesi gerekmekte. Bunun için öncelikle bal üreticileri, resmi ve sivil toplum örgütleri bir araya gelerek arıcılığın sorunları ve mümkün olan çözüm önerileri ciddi bir şekilde ele alınmalı.
Üretimi artırmak için, “Kafkas” arısı ve “Orta Anadolu” arı ırkı melezi ile çalışılmasının yerinde olacağı tavsiye edilmekte. Ana arılar en az 2 yılda bir yenilenmeli ve arıcıların ana arı yetiştirme tekniklerini bilmesi çok önemli.

Sektörün Sıkıntıları

Ayrıca insan sağlığını korumak için, arı hastalıklarında kullanılan ilaçları reçetelerine uygun olarak kullanılmalı, kalıntı oluşturacak yasaklı maddeleri kesinlikle kullanmamalı. Aksi takdirde uzun vadede arıcılıkta telafisi mümkün olmayan büyük zararlara yol açılabilir. Özelikle her arıcının Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğini okuması ve onu adı gibi bilmesi bir şart. Bal paketleme tesislerinden alınan bal numunelerinin laboratuvar sonuçlarının çoğunun Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliğine uymadığı, bunun sonucunda 6 bin YTL para ve bu işletmelerin kapatma cezası aldığı, bu işletmelerin bizim dikkatsizlik sonucu aldıkları bu cezalar, bal pazarlama imkanlarını daralttığı ve bala olan güveni vatandaş nazarında düşürdüğü, daha önemlisi tüketicinin sağlığıyla oynandığı asla unutulmamalı. Ayrıca ülkemizin bu yüzden ihracat sıkıntısı yaşadığı, ihraç edilen ürünlerde geri gelmekte, ihracatçı firmaların zorluklarla karşı karşıya kaldığı akıldan çıkarılmamalı.

Markalaşma güvenle başlar

Koyulhisar balını kendi bölgemizde paketleme ve ambalajlama izni alarak piyasaya sunmamız gerekmekte. Bu durumda güvenli bal üretildiği takdirde, markalaşma süreci de başlamış olacak. Bu aşamadan sonra, sürecin başarılı olması tamamen bal üreticilerine ait olacak. Arıcılık yan ürünlerinden arı sütü, polen, propolis ürünleri üreterek ürün çeşitliliği sağlanması gerekmekte. Bunun için ambalajlama ve paketleme izni alınarak profesyonel bir pazarlama uygulanmalı. Aksi takdirde herkes kendi ürününü kendi pazarlama yoluna gitmeye devam ederse arıcılık sektörünün bu aşamadan ileriye gitmesi mümkün olmayacak. Bireysel üretimde Koyulhisarlı üreticilerin gelebileceği en yüksek noktaya geldiği düşünülmekte. Özellikle petek olarak elde edilen arı ürünlerinin çeşitlendirilerek, Koyulhisar’da ambalajlamalı paketlemeli tek elden güvenli ve markalı olarak pazara sunulması büyük önem arzetmekte.

Koyulhisar, saf balda markalaşmalı

Koyulhisar, eğer güven konusunda markalaşırsa bu işten çok para kazanacağı kesin gözükmekte. Güven çok önemli. Önemli bir yazarın gazetedeki köşesinde “Günde bir kaşık saf bal, bulunması çok zor” diye yazması aslında dikkat edilmesi gereken bir konu. İşte başarı da burada saklı aslında. Bu konu hakkında çok düşünülmeli. Koyulhisar saf bal üretimi olarak, ülke çapında markalaşabilirse, pazarlama konusundaki sıkıntıları aşmak çok kolay olacak. Önemli olan nihai tüketicilerin güvenini tam olarak kazanmak gerekmekte. Bu tabi ki kolay olamayacak. Bunun için zamana planlamaya ve birlikte hareket etmeye ihtiyaç var. Bal üreticileri bu hususta toplantılar yapmalı, resmi ve yerel yöneticilerin organizasyonu ile toplantılar, seminerler vs. ile bilgilendirilmeli. Akabinde belli bir olgunlaşma ve fikir birlikteliği yakalandığında fiili çalışmaya zaman kaybetmeden geçilmeli. Bal mevsiminde şeker şurubu (sakaroz), ticari glikoz vb. besleyicilerle arıların beslenmemesi büyük önem arz etmekte. Bal mevsimde tedavi, takviye edici ilaç vb. maddeler kullanılmamalı. Süzme bala verilen teşvik miktarları artırılarak, petek bala da uygulanmalı. Hali hazırda Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın arıcılık teşvikleriyle ilgili mevzuat açısından üreticiler bilgilendirilmeli aynı zamanda üreticilerimiz bu konuda talepkar olmalı.

Bal üretimini artırmak amacıyla bazı ülkelerde falezya (arı otu) bitkisi ekilmekte. Arı otunda çiçeklenme süresi bir bitki için 1 ay, bir tarla için ise 1,5-2 ay. Yapılan araştırmalar 1 m2 alanda 3 bin 500-4 bin adet çiçek oluşturabileceğini göstermekte. Arı otu, balarılarının nektar ve polen kaynağı olarak dünyanın en üstün 20 bal bitkisi içerisinde yer almakta, ABD, Almanya, Rusya ve Yugoslavya gibi ülkelerde bal arılarının yararlanılması amacıyla yetiştirilmekte.

Bal alırken bunlara dikkat edin!

Tüketiciler bal satın alırken gerçek bal ile şekerli balı ayırt etmek için şu özelliklere dikkat etmesi gerekmekte: Gerçek balın kendine has kokusu, tadı, aroması, rengi (mat olur) vardır. Şekerli petek balların rengi daha parlak olurken, kağıda bulaştırılıp yakıldığında yanmaz. Hakiki bal ise yanar. Zabit kalemi (eskiden sık kullanılırdı) bala bulaştırdıkları kağıda yazı yazarken şekerli balda yazı dağılır, diğerinde düzgün yazılırdı.
Fiyatı aşırı düşük baldan sakınılmalı. Tarım ve Köyişleri Bakanlığı’nın üretim iznine dikkat edilmeli. Hakiki bal bir süre bekledikten sonra fiziksel olarak kendini korumak için krem kıvamına gelir. Şekerlenme adı verilen bu değişim, pamuk çiçeği ve ayçiçeği balında 1 ay, yayla çiçeği balında ise 3-4 ay sonra gerçekleşmekte. Ancak kremleşen bal, ılık suya atıldığında tekrar akışkan hale geliyor. Glikozla yapılan sahte ballar ise birkaç yıl beklese bile hiçbir değişime uğramaz, tadı da akide şekerine benzer. Görüldüğü üzere ısı düşmesine bağlı olarak halk arasında şekerlenme diye tabir edilen krıstalizasyon hakiki balda olması gereken bir özelliktir. Buzdolabında uzun süre bekletilen bal kristalize olmuyorsa baldan şüphe etmek gerekir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Arılar neden ölüyor?

Tüm dünyada arıların gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasının nedenleri araştırılırken Türkiye’de de benzer durumlar yaşandı. Arı ölümleri, genelde küresel ısınmaya, yani ‘yalancı bahara’ bağlanıyor. Asıl sebeplerden biri, hastalık kıskacındaki arıların dirençsiz olması. Arıcıların ortak görüşü; kuraklık, fark edilemeyen “varroa” paraziti ve arı kolonilerinin kışa zayıf girmesi 2007 yılında koloni ölümlerinin nedeni olarak değerlendirilmekte. Önümüzde ki yıllarda küresel ısınma devam edecek olursa, koloni ölümleri çoğalması muhtemel beklentiler arasında. Hacettepe Üniversitesi (HÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi ve HÜ Arı ve Arı Ürünleri Araştırma ve Uygulama Merkezi (HARÜM) Müdürü Prof. Dr. Kadriye Sorkun, küresel ısınmanın tüm dünyada ayılarla arıları vurduğunu belirtirken, ”Arılar olmayınca insanların bitkisel besinleri de zarar görecek” dedi.

 

“Suçlu cep telefonları mı?”

İngiliz İndependent gazetesinin internet sitesinde yer alan bir başka iddiaya göre ise arıların gizemli bir şekilde ortadan kaybolmasının nedeninin cep telefonları olabileceği belirtildi. Bu teoriye göre, cep telefonlarının yaydığı radyasyon, seyir sistemlerini etkileyerek, arıların kovanlarını bulmalarına mani oluyor.Türkiye’de vahim tablo yok
Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Mustafa Sarıoğlu da bal arısının, küresel ısınmayla öyle 2-3 dereceye adaptasyon sağlayamayacak bir varlık olmadığını belirterek, “Türkiye’de vahim bir tablo yok. Bal ithalatının önünü açmak isteyenler var” diye konuştu.. Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Zekeriya Aydın ise, son günlerde kamuoyunu meşgul eden “Dünyada arılar yok oluyor. Türkiye’de arı kalmadı” şeklindeki haberlerin kasıtlığı çıkartıldığına inandıklarını söyledi. Aydın, “Tüm arı işletmelerinde yıllar içersinde ortalama dikkate alındığında yüzde 10 kayıplar, normal kabul edilen ve her yıl olan olağan kayıplardır. Ancak 2006 yılı son 30 yılın en balsız yılı oldu. Arıların balsız kalması ve son baharda yaşlı arılarla kışa girilmesi, kalitesiz ana arı üretimi, yeteri kadar besleme, bakım ve varoa ile iyi mücadele yapılamaması sonucu ölüm oranları, yüzde 13-15′e yükselmiştir” dedi.

  

 
 

 

 
 

 

 

 

 

 

 

 

  Haber: Ahmet Turan SÖYLER

     www.koyulhisarhaber.com

Etiketler: Haberler

Daha önce “15 bin kovandan 500 ton bal” yazısı için 1 yorum yapılmıştır.

  1. osman mısır yorumladı:

    Koyulhisar’a bu yıl ilk defa iş icabı bir sefer geldim.Koyulhisar bölgesi erkenci sayılacak bir yer gibi bana geldi.Mayıs ayında bu şirin ilçemizi terk etmezseniz sanırım arılardan iyi bir mahsül alamazsınız. Arılar ürettiği balı yavruya harcayarak tüketir.Ancak ilkbahar için iyi bir konaklama yeri.İlkbahardan sonra yüksek yaylaların alçak kısımlarına göç yapılırsa bal elde edilir.
    Ben 30 yıldır gezgin arıcılık yapan (Akçaabat) bir vatandaşım.Koyulhisarlı arıcı kardeşlerime arıcılıkta başarılar diliyorum

Yorum Yapabilirsiniz.