Share |
 0535 677 52 49 (Münür Hoca)   gercekbal@gmail.com   İletişim Formu
 Bal    Polen    Propolis    Karakovan  
Polen hakkında herşey, www.gercekpolen.com


Değerli Ziyaretçilerimiz,  
Kendi çapımızda ürettiğimiz ve her ne nedenle olursa olsun en ufak katkı içermeden ürettiğimiz ballarımızı sipariş vererek temin edebilir ve gerçek bal tatmış olma ayrıcalığına sahip olabilirsiniz.

Saf Çiçek Balı Nedir ? Balın kalitesi neye bağlıdır ?

Bal dediğimizde doğal olarak hepimizin aklına o nefis tadı ve aroması gelir, pek düşünmeyiz çiçek balı mı, çam balı mı, kestane balı mı diye. Aslında bal öyle bir gıdadır ki her birisi bir diğerinden farklıdır. Aynı kovandan aldığınız iki çerçeve balın tadı, kıvamı, rengi bile bir olmayabilir.  Kendine has rengi, görünüşü, kokusu ve tadı olan balı aslında biraz incelemeye kalktığımızda uçsuz bucaksız bir yola girdiğimizi anlarız.  Biraz deneyimlerimizi, gördüklerimizi, bildiklerimizi paylaşarak çiçek balını, balın kalitesini, diğerlerinden farkını izah etmeye çalışacağız.

Şurası kesindir ki ballı bitkiler yani arıların bal için gerekli özleri toplayabildiği bitkiler bal üretimi için çok önemlidir.  Bu nedenle ülkemizin farklı bölgelerinde elde edilen ballar, temelde bitki örtüsü (flora) nedeni ile farklılıklar içerir. Kestane balı bilindiği üzere kestane çiçeğinden elde edilirken, çam balı daha çok Türkiye ve Yunanistan’da çam ağacı üzerinde yaşayan bir böceğin salgısının arılar tarafından işlenmesi ile elde edilen bir baldır. Her iki balda çiçek balına göre daha koyu renktedir ve kristalleşmeye karşı daha dayanıklıdır.  Biz konumuz olan çiçek balına dönecek olursak işin boyutu biraz daha farklılaşıyor. Çünkü ayçiçeğinden elde edilen bal bir çiçek balıdır, anadolu’nun yüksek bölgelerinde, yüzlerce ve içlerinde nadir bulunan tür çiçeklerden elde edilende çiçek balıdır. Bu nedenle çiçek balı denildiğinde kalite konusu biraz hassaslaşır. Tabi burada tüm balların daha önce tariflediğimiz şekilde tamamı ile saf ve katkısız olduğunu düşünerek yorumluyoruz. Üretimde yada paketlemede yapılan bir gr’lık katkı dahi bizim açımızdan değerli değildir ve yorumlarımız bu tür balları kapsamaz.

İşte anadolumuzun nadir ve kaliteli çiçeklerinden elde edilen ballar diğerlerine oranla daha değerli ve fiyat açısından pahalı olmaktadır.  Bir çiçek balında kaliteyi neler belirler ? (En önemlileri)

- İlaç Etkisi Olmamalı : Öncelikle bal tarım ilacı ya da arıya verilen ve kanserojen madde içeren ilaç etkilerini hiçbir şekilde içermeyecek. (Yani tarım arazisi olmayacak üretim bölgesinde)
- Hiç bir katkı içermemeli : Bal üretimi ve paketleme sırasında (özellikle süzme) hiç bir suretle katkı verilmeyecek ve süzme bal işlenmeyecek (kaynatılmayacak)  Bal kovandan alındığı gibi (ham bal) olacak.
- Üretildiği yer : Balın üretildiği bölgenin bitki yapısı, çiçek çeşitliliği ve çiçeklerin / bitkilerin türleri önemlidir.  Düz arazilerde benzer çiçek çeşitleri varken dağlık ve yükseklik farkı olan bölgelerde daha çok  tür çiçek vardır.  Ayrıca çiçeklerin türleri ve çeşitlilikleri bölgeye göre değişir.  Ayçiçek balı ile anadaolunun yüksek kesimlerinde üretilen çiçek balı asla bir tutulamaz.
- Arıların cinsi ve gücü :Arıların cinsi balın kalitesinde önemlidir.  Bazı arı türleri diğer arıların bal alamadığı çiçeklerden dahi bal alabilir. Ülkemizdeki en iyi türlerden birisi Kafkas cinsi arıdır.  Arıların sağlıklı ve güçlü olmalarıda ayrıca önemlidir. Bu nedenle bal üreten arılardan arı sütü ve polen toplanmamalıdır, kışın arıya yiyeceği kadar bal bırakarak ilkbahar ve yaz’a güçlü çıkmasını sağlamak önemlidir. (Bu nedenle polen toplamıyoruz) Hep duyarız arıcılardan “kışın şu kadar arım öldü” vs diye, bunun nedeni bellidir.

Bu 4 temel unsur balın kalitesini direk olarak etkilemekle birlikte (başka minor etkenlerde mevcut) çok önemli bir ipucu bir balın saf olduğunu tahmin edebilmek için;  Saf bal üreticileri balı kovandan olduğu gibi alır. Yani sezon bitti, arılar bal yapamıyor artık ve kovanlarda yarım kalmış sırlanmamış petekler var. İşte bu yarım kalmış, sırlanmamış petekler en iyi baldır. Neden ?  Çünkü arıya katkı veren arıcı yarım kalan çerçeveyi şeker vb katkılar ile takviye ederek tamamlatır. Çünkü tüketiciler balın görünüşünü önemser, ya da zaten bu bal süzme olur. Ne kadar dolu ve ağır olursa arıcı için o kadar iyidir. Oysaki gerçek arıcı petekleri bu şekilde yarım olarak alır. Büyük olasılıkla demektir ki bu arıcı  takviye yaparak balı tamamlatmamış. Ayrıca yarım petekler genelde sona kalan ballar olduğu için; arı artık normal zamanda tercih etmediği çiçeklerden ve bitkilerden dahi bal getirmeye çalışır. Bu açıdan da balın kalitesi göreceli olarak artar.  Marketlerdeki ucuz petek ballara bakınız, hiç yarım kalmış ya da sırlanmamış bal var mı ? Bizden yada başka yerden almış olduğunuz saf balların bir kısmı tamamen sırlanmış iken bir kısmının ise bu şekilde sırlanmamış olmaması bu nedenledir. Yoksa biraz katkı ile balı doldurmak ve daha çok para kazanmayı kim istemez ? (Biz istemeyiz..)

Saf, Ham ve Organik Bal

Dğerli ziyaretçilerimiz,  Öğretmenlik mesleğimizin yanı sıra, 40 yılı aşkın bir süredir hiç bir ticari kaygımız olmadan elimizden geldiğince hep aynı anlayışla oldukça sınırlı sayıdaki kovanlarımız ile arıcılık yapmaktayız.  Bununla birlikte yerli ve yabancı (özellikle bilimsel çalışmalardan) kaynaklardan da faydalanarak arıcılık ve arı ürünleri hakkındaki bilgilerimizi sitemiz vasıtası ile paylaşarak bal ve diğer arı ürünleri tüketicilerini bilinçlendirmek için gayret ediyoruz.  Özellikle bize gelen mesajlarda ve görüşmelerimizde  ziyaretçilerimizin  ”gerçekten ürettiğiniz bal saf mı, biz kimseye inanamıyoruz” ve benzeri şekilde ifadeleri dikkatimizi çekiyor. Bu nedenle diğer yazılarımızda da belirttiğimiz bazı hususları biraz toparlamak istiyoruz ;  

Saf Bal, Gerçek bal, organik bal ve benzer ifadeler bizce “üretim aşamasından, tüketicinin eline geçene kadar hiç bir işlem görmemiş (kaynatılmamış vs), içine ek katkı konmamış (aroma, reçelimsi şuruplar vs) , arılara; kek, şeker vb takviye hiçbir miktar ne nedenle  yapılmamış, bal mevsiminde arıya ilaç verilmemiş, tarım ve yerleşim birimlerinden yeteri miktarda uzak olan bölgede üretilmiş” bal için kullanılmalıdır.  Kısaca 1000 yıl önce üretilen bal ne ise o dur.  Bunun yanında balın üretildiği bölgeye, arıların cinsine vb etkenlere göre balın kalitesi değişir.

Arıcının yanına gizlice gidip arıya bir katkı vs verip vermediğini görmekten ya da kendi balınızı üretmekten başka bir şekilde balın saf olduğunu alamanız pek mümkün değildir.  Basit tahlil yöntemleri sadece baldaki bazı değerlere bakarak sonuç verir ve buna göre çoğu bal saf çıkar.  Neden 13 TL’ye (toptan alırsanız 8-9TL) bal varken 150-200 TL ye’de bal satılır ve fiyatı ne olursa olsun hepsi saf diye satılır.  O zaman bu fark neden ? Şunu biliyoruz 8-10 TL’ye toptan bal alıp yol kenarlarında saf diye 50 TL’ye satılır.  Neden ? Çünkü tüketicinin bunu anlaması zordur, nasıl anlayabilirsiniz ki ?  Saf bal üretmek ciddi emek ister, ciddi risk içerir eğer geçiminizi arıcıktan sağlıyorsanız (hiç bal üretemeyebilirsiniz şartlara göre) ve en önemlisi ciddi vicdan ister.  Çoğu arıcı kendi ailesine kendi ürettiği balı yedirmez neden ? Şuna benzer, bazı marka otomobili satan firma sahiplerine bakarsanız BMW, Mercedes’e biner  neden sattıkları marka arabaya binmezler ? Çünkü ticaret başka, tüketim başkadır. 

Balın görünüşü, tadı, kokusu kıvamı vs aldatıcıdır.   Bizim aynı yıl, aynı kovandan aldığımız iki çerçeve balın tadında fark varken,  piyasaya sürülen balların çoğunun tadı sonradan eklenen aroma sayesinde standarttır. 

 Türkiye’de pek bilinmez ancak gelişmiş ülkelerde “RAW HONEY”  ve “PURE HONEY” kavramı vardır.  Raw yani Ham bal, arıcının kovandan aldığı balın hiçbir süreçten geçmeden tüketiciye ulaşmasıdır. Süzme ya da petekli olması farketmez.  Ancak piyasadaki balların büyük kısmı rafta balların kristalize olmaması için kaynatılmış olur. Bu işlem balın değerini ciddi ölçüde düşürür.  Pure honey ise bala aroma, mısır şurubu vs reçelimsi katkıların verilmediğini ifade eder ancak rafta kristalize olmaması için işlem görmüş olabilir.  Gerçekbal olarak bizim doğal önerimiz tükettiğimiz balın RAW yani HAM bal olmasıdır.

Bahsettiğimiz üzere bal alırken güvenmekten başka pek bir çare yok.  Her arıcı kendi balına saf der, kimse sattığı bala katkılı demez, %3-%5 saf bal üretilirken balların %100′ü saf oluyor piyasada.  Bizim, ailemizin, bizi tanıyanların işi çok kolay çünkü bir güven dertleri yok.  Bizim işimiz çok kolay çünkü ticari bir kaygımız yok. Balımız satılmasa bile biz, ailemiz ve torunlarımız bol bol yiyor.   Geçen yıl üretmiş olduğumuz bal Mart-Nisan gibi tükenmişti ve Eylül ayına kadar kimse bizden bal alamadı.  Oysaki çevremiz arıcı dolu istediğimiz kalitede ve fiyatta bal bulup bunu pazarlayabilirdik.  Aynı şekilde toptan bal talebi geliyor, 1 ton, 3 ton, 20 ton gibi.  Kimseye toptan bal vermedik ve vermeyiz, zaten bu kadar üretimimiz yok.  Diğer bal satan , üreten yerlerden aynısını isteseniz ne olur sizce ? 

Biz arısütü ve polen almayız arılarımızdan (saf bal üretimi yaptığımız için arı için çok gerekli). 2-3 kg civarı propolisimiz vardı, hiç bir ücret almadan ve bal alsın almasın ihtiyacı olduğunu söyleyenlere birer miktar ücretsiz gönderdik. Kimseden propolis için ücret talep etmedik . Propolis’in kg’mı  kalitesine göre değişmekle birlikte 2-6 bin TL dir ve propolisimiz bitmek üzeredir.

Bunu bu açıklıkla belirtmemizin nedeni malesef  bala, arıcıya olmayan güvendir. Bundan nasibimizi almak istemeyiz. Biz arılarını gezdiren yılda 2-3 defa bal üreten arıcılardan değiliz. Yılda bir defa ve tek yerde bal üretiriz.  Emin olmak isteyen ziyaretçilerimiz istedikleri zaman ziyaret edebilirler ve nasıl üretildiğini görebilirler, istedikleri kovanları kontrol edebilirler. (Temmuz-Ağustos arası bal üretimi olur onun dışında bal üretimi olmaz.).   Her arıcıyı bu açıklıkla ziyaret edemezsiniz.)

Saygılarımızla.

Karakovan balı

Karakovan bal , arı kovanı içinde arının peteğinden balına kadar herşeyini kendisinin yaptığı , hiçbir şekilde dışardan katılmış , eklenmiş herhangi bir katkının olmadığı elde edilebilecek en saf bal çeşididir. (daha fazla…)

15 bin kovandan 500 ton bal

Arıcılık için arazi yapısı itibarıyla (yükselti değişkenliği 850- bin 900 m) uygun bir yapıda bulunan Koyulhisar, zengin ve sürekli bir floraya sahip. İlçede bulunan yaklaşık 15 bin kovandan yıllık ortalama 500 ton bal elde edilirken, balın tamamının satılması durumunda Koyulhisar ekonomisine katkısının yaklaşık 3 milyon YTL’lik olacağı belirtliyor.

  (daha fazla…)